İsrail 15 yıl sonra yok olacak!

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:10.0pt; line-height:115%;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

İsrail 15 yıl sonra yok olacak!    İsrail için en büyük tehdit ne İran’ın nükleer bombası ne de Arap orduları. İsrail Devleti'nin bambaşka bir nedenle 15 yıl sonra çökeceği ileri sürüldü. İşte o neden..

İsrail’de yapılan bir araştırma, İsrail Devleti’nin 15 yıl içerisinde çökeceğini ortaya koydu. Araştırmada, buna gerekçe olarak da, İsrail’in kendini Tel Aviv’e hapsederek Tel Aviv dışında kalan bölgeleri ihmal etmesi gösteriliyor.

İsrail’in ne İran’ın nükleer bombası ne de Arap ordularının eliyle değil içeriden çökme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığının altının çizildiği araştırmada, bu çöküşün ise 15 yıl içinde gerçekleşeceği kaydedildi.

Hayfa Üniversitesi tarafından “Tel Aviv Devleti İsrail için bir tehdit” adıyla yapılan araştırma, İsrail’in izlediği yanlış politikalara ve kendisini içeriden çökertecek tehlikelere dikkat çekti.

Prof. Arnon Soffer başkanlığında yürütülen çalışmada, kırsal kesimdeki nüfusun, ekonomik imkanların daha iyi olduğu büyük şehirlere göç etmesinin yol açacağı tehlikelere işaret edildi. Profesör Soffer, Yahudilerin Tel Aviv ve civarındaki büyük şehirlere göç ederken İsrail’de yaşayan Arapların kırsal kesimlerde yaşamayı tercih ettiğini, bunun da İsrail’in demografik yapısını tehdit ettiğini belirtti.

“İSRAİL DEVLETİ TEL AVİV DEVLETİ OLDU!”

İsrail varlığının günden güne eridiğini iddia eden araştırmacı, İsrail’in devlet olarak yahudi nüfusunun ve önemli kaynakların yoğun olduğu Tel Aviv bölgesine sıkışırken, İsrail vatandaşları arasındaki hizmet ve fırsat eşitsizliğinin yanısıra 1948 yılından beri Araplarla olan sürtüşmenin Yahudileri zayıflattığına dikkat çekti.

Araştırma, para, iş, eğitim, medya ve kültürle ilgili tüm kaynak ile imkânların “Tel Aviv Devleti” dediği merkezde yoğunlaştığını, bunun dışında kalan şehir ve kasabaların bu imkânlardan mahrum kaldığını bunun da bu bölgeleri oldukça zayıflattığını ortaya koydu.

Araştırmacı, merkezle kırsal bölge arasındaki hayat standartları açısından var olan uçurumun daha da derinleştiğini ileri sürerek, “Tel Aviv’de yaşayan insanlar çok yüksek hayat standartlarında yaşarken, kırsal kesimdeki insanların hangi imkânlar içerisinde yaşadıklarına bakmaksızın, diğer kesim hayatın her türlü nimetinden faydalanarak yaşıyor” ifadesini kullandı.

Araştırmada ayrıca, sadece Tel Aviv’de olup bitenlerle ilgilenen ve yalnızca zenginlerin hayatını sayfalarına taşıyan basının kırsal kesimlerde olup bitenlere kayıtsız kaldığına ve İsrail gerçeğini yansıtmaktan kaçındığına dikkat çekildi.

NÜFUS DAĞILIMI KÂĞIT ÜSTÜNDE KALDI

İsrail’de nüfus dağılımını teşvik eden politikaların kâğıt üstünde kaldığının ileri sürüldüğü araştırmada, nüfusun gittikçe Tel Aviv bölgesine sıkıştığı iddia edildi.

Araştırma, bu gidişle İsrail’in kendi eliyle 1947 yılındaki bölünme kararını uygulamış olacağını, ülkenin Hayfa’dan başlayarak Askalan’a, oradan Tel Aviv’e uzanan bir sahil şeridine sıkışacağını da öngörüyor.

Yahudi nüfusun Tel Aviv’te toplanması halinde bunun siyonist devlet için çok açık bir tehdit oluşturacağının savunulduğu araştırmada, bu durumda İsrail’in bir ülke olarak varlığını sürdürmesinin imkânsız hale geleceği ve tahminen 2020 yılından itibaren de çatırdamaya başlayacağı ileri sürüldü.

DÜNYADA ÇOK ÖRNEĞİ VAR

Ülkedeki askeri hedeflerin merkezde toplanmasının da stratejik ve güvenlik açısından son derece sakıncalı bir durum oluşturacağına dikkat çekilen araştırmada, bunun ileride İsrail’in başına büyük iş açacağı vurgulandı.

Araştırmada, Filistin’de yaşayan Yahudilerin nüfusun yalnızca yüzde 49.2’sini oluşturduğu vurgulanarak, 2025 yılında bu oranın yüzde 41.8’e gerileyeceği, ayrıca bu nüfusun Arap-Müslüman denizi içerisinde kalacağı iddia ediliyor.
Araştırma etnik, ekonomik ve hizmet bakımından merkezle kırsal kesim arasındaki uçurumlardan dolayı siyasi çöküşlere sahne olan devletlere örnek olarak Güney Sudan, Azerbaycan, Güney Lübnan, Yugoslavya, Ukrayna ve Kanada’daki Quebec’i gösterdi.

İSRAİL’DE YAŞAYAN ARAPLAR (1948 ARAPLARI)

Profesör Soffer, İsrail vatandaşı Arapların devlette siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak temsil edilmemesini ve ülkede yaşayan bu Arapların İsrail’i kendilerine zulmeden ve haklarını gaspeden düşman bir ülke olarak görmelerinin, İsrail için başka bir tehdit unsuru olduğuna dikkat çekti.

Araştırma, 1948 Araplarının Kırsal kesimle merkez arasındaki uçurumun derinleşmesine önemli katkıda bulunduklarını savunarak, kırsal kesimde Arapların sayısı artmasına karşın Yahudilerin merkeze göç ettiğini ve iki halk arasında gerginliğin gittikçe tırmandığını savundu.

Araştırma İsrail’deki Arapların sayısının gittikçe arttığını ve devletin ihmal sonucu kontrolünü kaybettiği kırsal kesimlerin yavaş yavaş Arap nüfusun eline geçtiğini iddia etti.

Araştırma gelmekte olan “felaketi” bertaraf etmek için devletin Yahudi nüfusu kırsal kesimlere dağıtması ve kendilerini Filistin halkının bir parçası olarak gören, etnik ve dini baskılara maruz kalan Arap vatandaşların medeni ihtiyaçlarına cevap vermesi tavsiyesinde bulundu.

Araştırmada ayrıca, Yeşil Hattın iki tarafındaki Filistinli güçlerin büyük bir Filistin Devleti kurma ihtimallerine karşı uyanık olunması çağrısında da bulunuldu.

ALINTI

 

Yorum Yaz